Tesaduf Nedir?

Baslik bi değişik, ne anlatacak ki acaba?

Buraya gelişimizin ilk aylariydi o  zamanlar sehir merkezinde bir yerde yaşıyorduk. Hem  ingilizcemi geliştirmek icin hem sosyal ortam bulabilmek icin farklı konularda düzenlenen meetuplara katılıyordum. En sik gerceklesen ve genelde en kalabalık olan Ingilizce konuşma meetuplarindan biri de yasadigimiz yerden elli metre uzaktaki bir kafedeydi. Neredeyse her cumartesi ve pazar saat 12 den once oraya gidip  meetup moderatorunun soyledigi masaya geciyordum. Meetupda ilk bir saat masadakilerle tanisiliyor, havadan sudan konuşuluyor; sonraki bir saat boyunca da moderatorun verdigi  genel geçer bir konu/sorun uzerine fikir yurutup her masada bir grup konusmacisi belirleniyor daha sonra bu konuşmacı ayağa kalkıp diger masalara  grubun o konu uzerinde fikir birliğine vardigi noktayı kısaca anlatiyordu. Konuya giriş yapmadan once konusmacinin kendini kısaca tanıtması gerekiyordu.

Hiç kimsenin yapmak istemediği islere en birinci gönüllü oldugum icin ben konuşurum yea deyip suan hatirlamadigim bir konuyu konuşmak uzere ayaklandım. Tabi once kendimi tanıttım Yilan Hikayesi Zeyno gibi ( Israrla her tanistigi insana butun hikayesini anlattigini hatirlayan tek insan ben degilim degil mi?) Turkiye’den geldim su kadar zamandir buradayım aslında analistim ama vizem yok calisamiyorum… ( moderatorun kafa işareti olmasa daha da devam ederdim) Grubun o konu hakkında neler konuştuğunu aciklayip yerime oturdum. Diger masaların konusmacilari da konusmalarini bitirdikten sonra  biz kalan on dakikada kendi grubumuzla muhabbete devam ediyorken yanıma Cin’li desem degil Japon desem degil benim yaslarda bir cocuk geldi:

Daha demin duydum Turk mussun, burada neredeyse hiç Turk yok, kimsin nesin napıyorsun, musluman misin gibi baya seceremi çıkartmak istercesine sorular sordu. Sonra kendisinin uzun zamandır Turk bir arkadas edinmek istediğinden, Koreli oldugundan ve musluman olmayi seçtiğinden bahsetti. Mükemmel bir ingilizcesi olan mütevazı bir Koreli ve Türkçe öğrenmek de istiyor ben hemen klasik Zumra hamlesinde bulunarak ‘ Ee ben sana yardimci olurum ne var ki’  dedim. Numaralarimizi aldık.

Sonraki meetuplarda görüşmek uzere sözleştik zira kendisi haftasonlari da calistigi icin meetupa çok nadir katilabiliyordu. Ikimizin de gittiği ikinci meetup’in cikisinda gruptaki diger insanlarla birlikte yemek yemeğe gittik, baskalarinin yanında konuşmak istemediğini belli ederek;  bana ben seninle ve esinle bir seyler paylasmak, akil almak istiyorum yemekten sonra esin de bize katilabilir mi diye sordu, ben de tabii deyip Omur’u cagirdim, yemek bittikten birlikte yuruyuse gittik.

Bizi arabasiyla gideceğimiz parka gotururken başladı anlatmaya hikayesini. Aslında birkaç yıl oncesine kadar musluman olmadigini, Turk ve musluman olan bir kıza aşık olduktan sonra muslumanligi seçtiğini, aşık olduğu kızla evlenmek istediklerini ancak kizin ailesinin bu evliliği uygun bulmadigi icin izin vermediklerini ve izin almak icin kizin yasadigi sehre gidip ailesine kendisini tanıtmak istediğini…

Bize de danismak istediği;  dogada bir Turk ailesi nasıl davranır, kızlarına ‘münasip’ gördükleri damat adayı nasıl bir şeydir, onlara karşı saygımı nasil gösteririm gibi kore kültüründen gelmiş bi bünyenin cevapları mantık çerçevesine oturtmakta zorlanabilecegi sorular.

Ben gelenekselligin ve yozlasmis Anadolu kültürünün bir meyvesi oldugum icin aslında arkadaşın karsisindaki aileyi tanimasam da gayet iyi taniyordum. Dolayisiyla aklıma gelen tum klise tavsiyeleri verdim. Omurcugum de  o esnada (boyle seylerden izole sekilde büyüdüğü icin) ‘olur mu öyle şey istiyorsanız evlenirsiniz’ gibi iyi niyetli gaz vermeye calisiyordu.

Neyse biz bi sure bu konuların uzerine konuşup sonrasında inanirsaniz yaparsınız, aileyi de ikna edersiniz deyip vedalaştık.

Bir kaç zaman sonra bana mesaj atıp:

Senden bir sey  isteyeceğim ancak yapmak zorunda degilsin yani müsait degilsen ya da vaktin yoksa onemli degil dedi.

Tabi ki yaparim dedikten sonra;

Ingilizce yazilmis bir sayfa uzunluğunda bir kizin ailesine hitaben yazilmis mektup formatında bir yazi gönderdi, ardindan ben bunu Turkceye  de cevirdim bak buda Turkcesi,  kiz arkadaşıma göndermeden once kontrol eder misin diye rica etti.

Simdi Google translate kendini geliştirdi diye duymuştum ama ceviri Turk bir ailenin eline verilse katle sebep olabilecek bir ceviriydi. Misal, mektup sevgili ebeveynler diye başlıyordu; aslında manası, çok güzel bir evlat yetiştirmişsiniz olan cümle Google translatede ‘harika bir kadın yaratmissiniz’ a dönüşmüştü.

Ben bu ceviriyi çöpe atıp çocuğun niyetini en geleneksel ve en dini kalıpları kullanarak Türkçe bir mektup yazdım. Mektup  şöyle bitiyordu – Allah’in izni ve siz muhterem büyüklerimin rızası olursa niyetimi bir de sizin huzurunuzda dile getirmek isterim insallah. -Ellerinizden öperim Yuce Allah’in selameti üstünüze olsun.

Bu versiyonu ona gönderdikten sonra birbirimize iyi niyetlerimizi dillendirip görüşmek uzere dedik.

Aradan neredeyse 9 ay falan gecmistir belki daha fazla, gecen haftalarda bana yazdı, aile rızası alinmis  ve kisa sure içerisinde evleniyorlarmış!

 

Yazının basligi bu yüzden tesaduf nedir? idi. Bazen neden sonuc iliskisi olmayan bizim mükemmel akillarimizla anlamladiramadigimiz ‘tesadüfi’ seyler yaşarız ama aslında belki de sadece olması gereken ve bizden tamamen bagimsiz bir olayın ufak bi bileseniyizdir.

( PS: Mektubun faydası olmuş ben onun yalancisiyim 🙂 )

Fotograf: Canimin sikkin olduğu bir gün parkta tesadüfen karşıma çıkan guzellik ( Albert Park-Auckland)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s